Otcul İngilizcesi Nedir?
Hadi gel, seninle bir şey paylaşalım. Şimdi “Otcul İngilizcesi” diye bir şey var mı? Tabii ki var! Ama merak etme, bu yazıda kimseyi küçümsemek, ya da kısıtlamak yok. Ne de olsa ben de o “bazen otcul, bazen ne yapacağımı bilmeyen” kişilerdenim. Ama itiraf etmem gerekirse, bazen İngilizce konuşurken otcul oluyorum, işte o anları sana aktaracağım. Bu yazıyı okuduktan sonra belki sen de benim gibi, “Benim de bir Otcul İngilizcem varmış!” diyeceksin. Hazırsan başlayalım.
Otcul İngilizcesinin İlk Adımı: “Hadi ya!”
Biliyorsunuz, bir şey anlamadığınızda “Hadi ya!” deriz ya, bazen bir olayın tuhaflığına “Hadi ya!” diye tepki veririz. İşte, otcul İngilizcesinin temeli de burada başlar. Birine “No way!” demek yerine, onu biraz daha uzatarak, bir “Hadi ya!” havası vermek gerekir. Bu çok önemli bir detay çünkü Otcul İngilizcesi bazen sadece kelimelerden değil, ses tonundan da oluşur. Düşünsene, bir arkadaşın sana “Yarın sabah kahvaltıya gel, kahvaltı hazırlıyorum” diyor.
Sen de şöyle diyorsun:
“NOO WAAYYY!”
Ama tabii, o NOO’yu o kadar uzun söylesen de, içten içe bir yandan “Bu adamı niye sabah sabah görmek zorundayım ki?” diye düşünüyorsun. Evet, ben de senin gibi biraz otcul oluyorum bazen. Gerçekten gelmek istemediğin o kahvaltıya gitmek zorunda mısın?
Otcul İngilizcesinin Pratikteki Kullanımı
İngilizce bir şeyler anlatmak, özellikle bir arkadaşına bir durumu açıklamak bazen tam bir otcul işine dönüşebilir. Şöyle bir diyalog düşün:
Sen: “I went to the store, but they didn’t have the bread I wanted.”
Arkadaşın: “Really? That’s strange.”
Sen: “Yeah, I was like… ‘Seriously, where’s the bread?'”
Şimdi bu cümlede ne var, diyorsunuz? Ortada fazla bir anlam yok ama “Seriously” kelimesini “cidden” demek yerine, biraz daha “sert” bir şekilde kullanınca tam bir Otcul İngilizcesi oluyor. “Where’s the bread?” cümlesini de yine o klasik “ne kadar önemli ki bu ekmek, ben ne kadar ciddi olabilirim ki?” havasıyla veriyorsunuz. Bunu yaparken de, kendini bir film karakteri gibi hissediyorsun, değil mi?
Kafanda Birçok Anlam Birleşiyor: İç Ses
Yine gündelik bir konuşma senaryosuna geri dönelim. Diyelim ki bir arkadaşın sana bir şey anlatıyor ve sen aslında hiçbir şekilde dinlemiyorsun ama “Evet, evet” diyorsun. İşte bu da, iç sesinle yapacağın Otcul İngilizcesi sohbeti.
Arkadaşın: “So I went to the beach yesterday and saw this guy on a surfboard, and then I thought…”
Sen: “Ohh, yeah, that’s cool.”
Ama iç sesin:
“Ya bu adam hiç susmaz mı ya? Bu kadar da anlatılmaz ki. Ne gerek vardı şimdi plaj konusuna?”
Böyle bir içsel monologda kaybolursun. Ama tabii, yine de “Yeah, that’s cool” demek zorundasındır çünkü sosyal kurallara göre bu lazım. Ve arkadaşına “Really cool, yeah” demek de olayı daha da biraz ciddileştirir. Bu noktada Otcul İngilizcesi, gizli bir sanat haline gelir.
Otcul İngilizcesinin Derinlikleri: Herkesin Kendine Ait Bir “Bıkkınlık Noktası” Vardır
İngilizceyi zaman zaman kendimize uygun bir şekilde kullanmamız, hayatın bir parçası haline gelir. Mesela bir iş yerinde, patronun sana sürekli “Project A” ve “Project B” den bahsediyor. Anlamadığın yerler, hep şöyle bir tepkiyle karşılık bulur:
Patron: “We need a detailed analysis for Project A, followed by the timelines for Project B. Got it?”
Sen: “Right, right. Got it.”
Fakat iç sesinde bir fırtına kopar:
“Ya bu adamlar ne anlatıyor, her şeyin analizi mi yapılır? Ha, zaten akşam gelip bunları unuturum.”
İşte tam o an Otcul İngilizcesi devreye giriyor. Çünkü dilin, aslında seni rahatlatmanın ve ortamı tolere etmenin en iyi yolu. “Right, right, got it” demek belki de senin bu kadar “ciddiyet”le yüzleşmeyi kolaylaştıran bir teknik. Kimse seni ciddiye almaz, ama sen de zaten olayın ciddiyetini başka türlü kaldırmazsın.
Otcul İngilizcesinde Mizahi ve Yaratıcı Sözler
Ve son olarak, Otcul İngilizcesinin en komik yönüne geliriz: kelimeler. “Bunu yazamam, çok dağılır!” dediğin cümleyi bir şekilde “Can’t do it, too much distraction!” diye toparlarsın. Ama bu da ne oluyor? Tam bir Otcul İngilizcesi.
Sen: “I don’t understand why people keep talking about weather all the time.”
Arkadaşın: “Because it’s a safe topic.”
Sen: “Safe topic, yeah, okay… That’s really ‘safe’, alright.”
Burada “safe topic” demek de, aslında bir “tepkisel” bir şey. Çünkü sanki bu cümleyi başkasından duyduğun an, beynin otomatik olarak “Bunun kesin başka bir anlamı var” diyor. Ama yine de, “Alright, okay” diyorsun çünkü, ne de olsa günlük yaşamda bazen dilin, kendini yormadan doğru şeyleri söylemeni sağlar.
Sonuç: Otcul İngilizcesi İle Kendine Bir Duruş Kazan
Otcul İngilizcesi nedir? Kendi kendini tanımak, başkalarına da “Ben burada çok ciddiyim ama içimden de gülüyorum” mesajı vermek diyebiliriz. Her zaman düzgün konuşmak gerekmez. Bazen dilin, seni farklı bir dünyaya taşır. Otcul İngilizcesi ile, hayatın içindeki mizahi anlara farklı bir açıdan bakabilirsin. Ve evet, belki de biraz daha rahat bir şekilde “Hadi ya!” diyebilirsin.