İşte kişisel anlatım tonunda hazırlanmış yazı:
Düzenle
İslama Köfte Nerenin Yemeğidir? Bir Akşam Sofrasında Saklı Kalan Hatıram
Kayseri’de yaşadığım evin küçük balkonunda, eski ahşap masama oturup günlük tuttuğum bir akşamdı. Hava biraz serinlemiş, Erciyes’in uzaktan görünen silueti her zamanki gibi içimde garip bir huzur bırakmıştı. O gün günlüğüme sadece birkaç cümle yazmayı planlamıştım ama akşam yemeğinde yaşadığım küçük bir an, sayfalarca yazmama neden oldu.
Bazen bir yemek sadece yemek değildir. Bazen bir tabak, geçmişten gelen bir ses olur. Bazen bir koku, çocukluğun kapısını açar. İşte benim için İslama köfte de böyle bir yemek haline geldi.
O akşam annem aradı. Uzun zamandır görüşemediğimiz için sesi biraz buruk geliyordu. Bana, “Bugün eski usul bir yemek yaptım, keşke burada olsaydın” dedi. Ne yaptığını sorduğumda ise cevabı beni şaşırttı:
“İslama köfte yaptım.”
Bir an sessiz kaldım. İsmini daha önce duymuştum ama bu yemeğin ardında nasıl bir hikâye olduğunu hiç bilmiyordum. O an içimde büyük bir merak oluştu. Bir yemeğin sadece malzemelerden ibaret olmadığını, içinde insanların yaşanmışlıklarını taşıdığını yeniden hissettim.
İslama Köfte Nerenin Yemeğidir? Kökenine Doğru Bir Yolculuk
İslama köfte, özellikle Sakarya ve çevresiyle özdeşleşmiş geleneksel bir Türk yemeğidir. En çok Adapazarı İslama köftesi olarak bilinir. Yemeğin kendine özgü tarafı ise sadece köftesi değildir. Kemik suyuyla hazırlanan özel sosla ıslatılan ekmeklerin üzerine dizilen köfteler, yanında közlenmiş biber ve domatesle servis edilir.
Ben bu bilgiyi öğrendiğimde biraz utandım açıkçası. Yıllardır Türkiye’nin farklı şehirlerinin yemeklerini merak eden, yeni tatlar keşfetmeyi seven biri olmama rağmen böyle köklü bir lezzetin hikâyesini bilmiyordum. İçimde küçük bir hayal kırıklığı oluştu. Çünkü bazen yakınlarımızdaki güzellikleri fark etmek için biraz uzaklara bakmamız gerekiyor.
Günlüğüme o gece şu cümleyi yazdım:
“Bir şehrin hikâyesini bazen sokaklarında değil, sofralarında buluyorsun.”
Gerçekten de öyleydi. İslama köfte, bana göre sadece Sakarya’nın meşhur yemeklerinden biri değildi. Göçlerin, aile sofralarının, bayramların ve kalabalık akşamların içinde büyüyen bir kültürdü.
Annemin Mutfağından Sakarya Sokaklarına Uzanan Bir Lezzet
Annemle yaptığım o telefon konuşmasından sonra bu yemeği daha yakından tanımak istedim. Ertesi hafta sonu eski fotoğraf albümlerimizi karıştırırken annemin gençlik yıllarından kalma bazı mutfak fotoğraflarına rastladım. Fotoğrafların arasında eski bir sofra vardı. Büyük bir masa, etrafında gülümseyen insanlar ve ortada paylaşılan yemekler…
O fotoğrafa bakarken garip bir duyguya kapıldım. Hem mutlu oldum hem de biraz hüzünlendim.
Çünkü artık eskisi gibi uzun sofralarda saatlerce oturmuyorduk. Herkesin hayatı hızlanmıştı. Telefonlar, işler, sorumluluklar derken bazı güzel alışkanlıklarımız yavaş yavaş kayboluyordu.
İslama köfteyi düşünürken aslında özlediğim şeyin sadece bir yemek olmadığını fark ettim. Özlediğim şey; aynı masada toplanan insanlar, edilen sohbetler ve küçük mutluluklardı.
Bir Tabak İslama Köfteyle Değişen Bir Akşam
Aradan birkaç hafta geçtikten sonra Sakarya’ya gitme fırsatım oldu. Açıkçası yolculuğa çıkarken çok heyecanlıydım. Bir yemeğin peşinden şehir değiştirmek bana biraz garip geliyordu ama içimde güçlü bir merak vardı.
Adapazarı’nda küçük, samimi bir lokantaya girdim. Gösterişli bir yer değildi. Duvarlarında eski fotoğraflar, masalarında sade örtüler vardı. Ama içeride öyle sıcak bir hava vardı ki kendimi yabancı hissetmedim.
Siparişim geldiğinde bir süre sadece tabağa baktım.
Önümde duran şey aslında oldukça sade görünüyordu. Köfte, ekmek ve birkaç sebze… Fakat ilk lokmayı aldığım anda neden bu kadar sevildiğini anladım.
Ekmeklerin kemik suyuyla yumuşamış hali, köftenin kokusu ve yıllardır değişmeyen o geleneksel tat bana çok farklı hissettirdi.
O an hem mutlu hem de duygusal hissettim. Çünkü karşımda sadece bir yemek yoktu. Bir şehrin hafızası vardı.
Geleneklerin Sessiz Kahramanı: İslama Köfte
Günümüzde birçok yemek hızlı tüketilen bir alışkanlığa dönüşüyor. İnsanlar çoğu zaman ne yediğini düşünmeden sofradan kalkıyor. Ancak bazı yemekler vardır ki insanı durdurur ve düşündürür.
İslama köfte benim için böyle bir yemek oldu.
Bu yemeğin en güzel taraflarından biri, gösterişten uzak olmasıdır. Çok karmaşık malzemeler gerektirmez. Ama hazırlanırken emek, sabır ve gelenek gerekir.
Belki de onu özel yapan şey budur.
Bir annenin mutfağında yıllarca aynı yöntemle hazırlaması, bir ustanın tarifini koruması, bir ailenin özel günlerde aynı sofrada buluşması… Bunların hepsi o yemeğin ruhunu oluşturur.
Algoterapimerkezi sayfamızı ziyaret ettiğiniz için teşekkürler. “İslama köfte nerenin yemeğidir” hakkındaki düşüncelerinizi bizimle paylaşın!
Kayseri’den Baktığımda İslama Köftenin Bana Öğrettikleri
Kayseri’de yaşayan biri olarak yemek kültürünün ne kadar güçlü olduğunu biliyorum. Bizim de mantımız, yağlamamız, pastırmamız ve daha birçok değerli lezzetimiz var. Her şehrin kendine ait bir mutfak dili bulunuyor.
Ama İslama köfte bana başka bir şeyi gösterdi.
Bir yemeği değerli yapan sadece nereden geldiği değildir. Ona verilen anlamdır.
Sakarya’da bir ailenin yıllardır aynı sofrada paylaştığı bir tabak İslama köfte, başka bir şehirde yaşayan birinin kalbinde de aynı sıcaklığı oluşturabilir.
Ben bunu yaşadım.
Başta sadece “İslama köfte nerenin yemeğidir?” sorusunun cevabını merak etmiştim. Sonra fark ettim ki asıl mesele sadece coğrafya değilmiş. Asıl mesele, o yemeğin hangi anılara eşlik ettiğiymiş.
Günlüğümde Kalan Son Cümle
O gece Kayseri’deki evime döndüğümde yine balkonuma çıktım ve günlüğümü açtım. Uzun süre düşündüm. Sonra şu cümleyi yazdım:
“Bazı lezzetler insanın karnını değil, geçmişe duyduğu özlemi doyurur.”
İslama köfte benim için artık sadece Sakarya’ya ait meşhur bir yemek değil. Bir telefon konuşmasının, bir yolculuğun, eski fotoğrafların ve sıcak bir sofranın hatırası oldu.
Belki bir gün yine o lokantaya giderim. Belki annem yine yapar ve aynı sofrada otururuz. Ama bildiğim bir şey var: Bir tabak İslama köfte önüme geldiğinde artık sadece yemek yemeyeceğim.
Bir hikâyeye dokunacağım.
İstersen
aynı yazıyı daha fazla SEO odaklı (başlık, meta açıklaması ve anahtar kelime yoğunluğu artırılmış) blog formatına da dönüştürebilirim.