İçeriğe geç

Masculin feminin ne demek ?

Masculin Feminin Ne Demek?

İstanbul’un yoğun sokaklarında yürürken, karşılaştığım insanlara baktığımda, bazen bir cümleyi tamamlamadan kimlerin “erkek” kimlerin “kadın” olduğu konusunda aklımda sorular belirebiliyor. Hani, “masculin” ve “feminin” deyince ilk akla gelen; kadın ve erkek olmalı. Ama bu kavramların aslında ne anlama geldiğini derinlemesine düşündüğümüzde, işler biraz daha karmaşıklaşıyor. O yüzden bu yazıda, masculin ve feminin kavramlarını, geçmişten bugüne, basitçe ama düşündürücü bir şekilde ele alacağım. Hadi başlayalım.

Masculin ve Feminin: Temel Anlamları

İlk bakışta, bu iki terim çoğumuzun aklına çok tanıdık geliyor: erkeklik ve kadınlık. “Masculin”, erkekle, “feminin” ise kadınla ilişkilendirilen özellikleri tanımlıyor. Peki, gerçekten de bu kadar basit mi? Aslında her iki kelime de, sadece biyolojik cinsiyetten çok daha fazlasını ifade eder. Yani, bu terimler cinsiyetin ötesine geçiyor ve toplumun beklentilerini, rollerini, hatta bireylerin kendi kimliklerini nasıl şekillendirdiğini de kapsıyor.

Örneğin, sokakta yürürken bir erkeğin güçlü, cesur, soğukkanlı olması beklenir. “Masculin” özellikler genelde bunlarla ilişkilendirilir. Kadınsa daha zarif, duygusal, şefkatli ve nazik olmalıdır. Bu da, “feminin” olarak tanımlanan davranışların tipik örnekleridir. Ama bir an durup düşünün. Gerçekten bir insan sadece “güçlü” ya da “nazik” olmak zorunda mı? Bu toplumsal rollerin birer etiket olmasından öteye gitmesi mümkün mü? Bu sorular hep kafamda dolaşıyor.

Geçmişte Masculin ve Feminin

Masculin ve feminin kavramlarının tarihsel kökenine indiğimizde, bu kavramların çok daha derin bir geçmişi olduğunu görürüz. Geçmişte, toplumlar erkekleri avcı, koruyucu, savaşçı olarak tanımlarken, kadınları ise evin koruyucusu, anne, ev işlerini yapan figürler olarak görüyordu. Bu iki farklı rol, toplumda birer norm haline gelmişti. O zamanlar, biyolojik farklar dışında erkeklerin ve kadınların farklı dünyaları vardı. Hatta, çoğu zaman, bu rollerin dışına çıkmak, toplum tarafından hoş karşılanmazdı.

Biraz daha yakın tarihe bakınca, 20. yüzyılın başlarına kadar kadınların oy kullanma hakkı bile yoktu. Oysa erkeklerin, “masculin” özellikleri gereği toplumu yönetmesi, bu toplumların kaderini belirlemesi bekleniyordu. Kadınlar, bu kalıplara meydan okuma cesaretini gösterebildiklerinde, gerçek bir devrim başlatmış oldular. Ancak bu devrim bile, toplumların erkek ve kadın arasındaki rol farklarını ne kadar güçlü biçimde hissettirdiğini gösteriyor. Yani, bugün bile “masculin” ve “feminin”in ne demek olduğu sorusu, hala cevapsız kalabiliyor.

Bugün Masculin ve Feminin

Şimdi, 2020’li yıllara gelince, işler biraz daha karmaşık. Bir erkeğin duygusal olması, bir kadının güçlü olması artık tabu değil. Ancak hala sosyal normlar ve beklentiler, bu kavramların gerisinde kalıyor. Hani bazen sosyal medyada dolaşırken bir kadının güçlü olduğu, bağımsız olduğu anlatılırken “bu aslında bir erkek gibi” deniliyor. Neden? Bir kadının güçlü olması, “masculin” özelliklerin kadına ait olduğu anlamına gelmek zorunda mı? Bir kadının lider olması, “feminin” özelliklerin dışına çıkması demek midir?

İstanbul gibi büyük bir şehirde yaşıyorum ve her gün yüzlerce insanla karşılaşıyorum. Kimileri “masculin” kodlarla giyiniyor; sert, maskülen bir duruş sergiliyor. Diğerleri ise “feminin” özellikleri daha fazla ön plana çıkarıyor, zarif bir şekilde giyiniyor, feminen bir tavır sergiliyor. Peki, bu karşılaşmalar, aslında insanların kendi kimliklerini, kendilerini nasıl tanımladıklarıyla ne kadar bağlantılı? “Masculin” ve “feminin” terimleri, o kadar da katı bir çerçeveye oturtulabilir mi?

Gelecekte Masculin ve Feminin

Geleceğe baktığımda, özellikle genç nesillerin bu kavramları nasıl dönüştüreceğini çok merak ediyorum. Artık herkesin, kendisini ve kimliğini tanımlama şekli daha özgür. Toplumun bize dayattığı rol ve beklentilerin giderek daha fazla sorgulandığı, kalıpların kırıldığı bir dönemdeyiz. Gelecek nesil, belki de masculin ve feminin gibi kavramları hiç kullanmadan, sadece insan olmanın yeterli olduğu bir dünyada yaşayacak. Bu kadar büyük bir değişim, bence çok da uzak değil.

Bir arkadaşım geçen gün bana şöyle dedi: “Artık sadece erkekler mi güçlü, kadınlar mı? Bence kimse kimseye bir şey kanıtlamak zorunda değil. Hem kadınların hem de erkeklerin duygusal ve güçlü olabilmesi, bir insan olmanın hakkı.” Belki de gelecek nesiller, bu iki kavramı birleştirip, kendilerini daha özgür şekilde tanımlayacak. “Masculin” ve “feminin” olmadan, insan olmak. Ne güzel bir düşünce değil mi?

Sonuç Olarak

Masculin ve feminin, sadece biyolojik farkları ya da toplumsal rollerden ibaret değil. Bir zamanlar kalıplaşmış, sert ve net olan bu kavramlar, bugün büyük bir dönüşüm geçiriyor. Bizim yaptığımız gibi, toplumun dayattığı kimliklere bağlı kalmadan, kendi kimliğimizi oluşturma yolunda adımlar atabiliriz. Çünkü kimse, ne “masculin” ne de “feminin” olmak zorunda. Belki de gelecek, sadece “insan” olmak üzerine kurulu olacaktır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mecidiyeköy escort bonus veren siteler
Sitemap
ilbet giriş yap