Karnı Cırık Nerenin Yemeğidir? Bir Tadı, Bir Hatıra
Bir Anı, Bir Sorudan Fazlası
Kayseri’de yaşamanın getirdiği bir alışkanlık var: ne zaman bir misafir gelsin, ne zaman bir akşam yemeği olsa, her şeyin “Kayseri usulü” olduğu söylenir. Ama bir gün, tam da böyle bir akşamda, masada yavaşça içimi dökerken, bir arkadaşım bana “Karnı cırık nerenin yemeğidir?” diye sordu. Bu basit soru, beni bir anda geçmişe götürdü. Hem de hiç beklemediğim bir zamanda.
İçimdeki duygular bir anda karma karışık oldu. Bu soruyu o kadar çok duymuştum ki, Kayseri’yi her zaman tanımlarken adeta bir simge gibi oluyordu. Ama işin tuhafı, hiç kimse bana tam olarak ne anlama geldiğini açıklamamıştı. “Karnı cırık”, neredeyse her evde, her sofrada, her ailede telaffuz edilen bir kelimeydi. Ama işte o akşam, birdenbire ne olduğunu anlamadım, bu sorunun beni nereye götüreceğini…
İçimdeki Heyecan: Kendi Kayseri’mle Yüzleşmek
Bir Kayseri akşamında, yıllardır herkesin bildiği bir şeyi anlamadığımı fark etmek, bir parça hayal kırıklığı yaratmıştı içimde. Ama aynı zamanda bir heyecan da vardı. Çünkü işte bu soru bana, hem yaşadığım şehirle hem de kendi iç dünyamla yüzleşme fırsatı sunuyordu. “Karnı cırık nerenin yemeğidir?” sorusu, bir anlamda Kayseri’nin mutfağına, kültürüne, ve neyi nasıl yaptığımıza dair bir yolculuk yapma davetiyesiydi.
Bu soruya, yıllardır geçirdiğim zamanları düşündükçe, biraz da kararsızlıkla cevap vermeye başladım. Kayseri’nin mutfağı, birçok farklı kültürün ve lezzetin birleştiği bir alan. Tandırdan, mantiye, pastırmadan, sucuklara kadar her şeyde bir hikaye var. Ama “karnı cırık” dediğinizde, aslında o yemeğin tam olarak nereye ait olduğunu düşünmek gerekiyor. Çünkü Kayseri’nin mutfağında sadece tek bir “yer”e ait değil. Birçok farklı yerden gelen dokunuşlar, bir arada müthiş bir uyum içinde bulunuyor. “Karnı cırık” da bu tariflerden sadece biriydi.
İçimdeki mühendis böyle diyor: “Bu yemek, halk arasında bir şeyin eksikliğiyle, ama aynı zamanda bir tamlıkla buluştuğu bir anın ifadesi olabilir.” Diğer taraftan içimdeki insan tarafıma kulak verdiğimde, bu yemek, çocukluk yıllarımın o yoksul ama mutlu sofralarını hatırlatıyor bana. Bir yanımda eksiklik ve yoksulluk olsa da, diğer yanımda aynı zamanda o soğuk kış akşamlarındaki mutluluk da var.
Bir Tadın Hikayesi: Yoksulluk ve Mutluluk
Karnı cırık, Kayseri’nin en nostaljik ve en yoksul yemeğidir belki de. Bir akşam, annemin mutfakta çalışırkenki halini hatırlıyorum. O anın kokusu, bu şehri ve çocukluğumu anımsatıyor bana. Koca bir tencere içinde, bir türlü pişmeyen nohutlar, baharatlarla harmanlanmış etler… Annem, yemek yaparken hep gülümseyerek çalışırdı, ama o yemeklerin içinde bir eksiklik vardı. İçinde tam olarak ne olduğunu anlamasam da, o eksiklik, Kayseri’nin o zamanlar eksik olan yemeklerinden biriydi. Herkesin istediği kadar et yediği, doyduğu sofralarda annemin yaptığı karnı cırık, bir anlamda yoksulluğu da simgeliyordu.
Ama işte bu yemek, sadece bir açlık giderme aracından fazlasıydı. O eksiklik içinde, aslında farklı bir zenginlik vardı. Kayseri’nin bu mutfağında, yoksulluğa rağmen birlikte geçirilen zamanlar, paylaşma kültürü ve sıcak sohbetler vardı. Bazen bir tabak yemek, açlıktan ziyade, o sofra etrafındaki insanlarla paylaşılan duygulardan daha önemli olurdu. Karnı cırık, bana işte bu duyguyu hatırlatıyordu. Yoksul, ama bir o kadar da mutlu sofralar…
İçimdeki Mühendis ve İnsan Tarafı: Birleşim Noktası
Bazen, geçmişe dönüp bakarken, yemeklerin sadece karın doyurmak için olmadığını fark ediyorum. İçimdeki mühendis, bunun sosyal ve kültürel bir bağlama oturduğunu söylüyor. Yemek, insanlar arasında bir bağlantı kurar; ama içimdeki insan tarafıma gelirsek, her yemek, aslında bir hikaye anlatır. Kayseri’nin mutfağı, her yemeğin bir geçmişi, bir anlamı olduğunun farkında. “Karnı cırık” gibi basit bir yemeğin bile, derinlerde kaybolmuş birçok hatıra taşıdığını düşünüyorum.
Ve işte, o akşam, o soruya tam bir cevap veremedim. Ama şunu fark ettim: Karnı cırık, Kayseri’nin mutfağındaki yoksulluğun, ama aynı zamanda dayanışmanın bir sembolüdür. O eksik yemek, beni sadece geçmişle değil, aynı zamanda bir toplumun nasıl hayatı birleştirebildiğiyle de yüzleştirdi. Sonuçta, Kayseri’de her yemeğin bir anlamı vardır; tıpkı bizim hayatımızdaki her anın da bir anlamı olduğu gibi.
Sonuç: Yoksullukta Bir Zenginlik Bulmak
“Karnı cırık nerenin yemeğidir?” sorusuna bu şekilde cevap verebilirim belki de: Kayseri’nin yoksul sofralarının simgesidir, ama aynı zamanda zenginleşen paylaşımların da. İçimde bir yoksulluk ve eksiklik hissi varsa da, o eksikliği paylaşarak zenginleşen bir kültür var. Kayseri’nin her yemeği, sadece bir yemek değil, aynı zamanda paylaşılan bir hikayedir. Ve her yemek, her tabak, hayatın ne kadar değerli olduğunu hatırlatan küçük bir anıdır.