Bir Merhemin Sessiz Sorusu
Bir insan, avucuna sürdüğü bitkisel bir merhemin gerçekten “işe yarayıp yaramadığını” nasıl anlar? İyileşme dediğimiz şey yalnızca semptomların geri çekilmesi midir, yoksa anlamın da dönüşmesi mi gerekir? Aynısefa—bahçelerde güneşe dönen turuncu yüzüyle bilinen o mütevazı çiçek—mantarla karşılaşan insanın hem bedenine hem zihnine bu soruları fısıldar. Bu yazı, anlatıcıyı tek bir yaşa ya da kimliğe sabitlemeden, etik, epistemoloji ve ontoloji üçgeninde dolaşan bir deneme olarak kaleme alındı. Amacı “nasıl kullanılır?” sorusunu yalnızca teknik bir reçeteye indirgemeden, bilginin, varlığın ve sorumluluğun iç içe geçtiği bir alan olarak düşünmeye davet etmek.
Aynısefa Nedir, Mantar Nedir?
Açık Tanımlar
Aynısefa (Calendula officinalis), geleneksel tıpta ciltle ilişkilendirilen, antiinflamatuar ve yatıştırıcı özellikleriyle anılan bir bitkidir. “Mantar” ise günlük dilde çoğunlukla dermatofitler ve mayalar gibi mikroorganizmaların neden olduğu cilt enfeksiyonlarını ifade eder. Bu iki kavram, biri botanikten, diğeri mikrobiyolojiden gelen farklı ontolojik katmanlara aittir; fakat pratikte insan bedeninde buluşurlar.
Geleneksel Kullanım Çerçevesi
Aynısefanın mantar karşısındaki kullanımı, modern klinik protokollerden ziyade halk hekimliğinin hafızasında yer alır. Bu hafıza, nesilden nesile aktarılan pratiklerle şekillenir:
- Aynısefa yağı veya merhemi, temizlenmiş cilt yüzeyine ince bir tabaka halinde sürülür.
- Çay olarak hazırlanmış aynısefa, haricen soğutulup kompres şeklinde uygulanabilir.
- Bu uygulamalar, genellikle destekleyici ve yatıştırıcı bir bağlamda düşünülür.
Bu noktada bir uyarı değil, bir düşünce bırakmak gerekir: Bilgi ne zaman “kullanım talimatı” olmaktan çıkar ve ne zaman bir ilişki biçimine dönüşür?
Epistemoloji: Bilgiye Nasıl Güveniriz?
Bilgi Kuramı ve Deneyim
Epistemoloji, bilginin kaynağını ve doğruluğunu sorgular. Aynısefa ile mantar arasındaki ilişkiyi düşünürken, “Bu bilgi nereden geliyor?” sorusu belirir. Aristoteles, deneyimin (empeiria) bilgiyi doğurduğunu savunurken; Descartes, şüpheyi bilginin kapısı olarak görür. Günümüzde ise kanıta dayalı tıp, randomize kontrollü çalışmalarla konuşur.
Fakat literatürde tartışmalı bir nokta vardır: Geleneksel bilgi, modern bilimin süzgecinden geçmediğinde değersiz midir? Paul Feyerabend, metodolojik tekçiliğe karşı çıkarak bilginin çoğulluğunu savunur. Aynısefa örneğinde bu, şuna denk düşer: Bir merhemin etkisini yalnızca istatistiksel anlamlılıkla mı ölçeceğiz, yoksa kullanıcının deneyim anlatılarını da bilgi sayacak mıyız?
Çağdaş Tartışmalar
Bugün fitoterapi alanında “kanıt piramidi” yeniden tartışılıyor. N-of-1 çalışmaları ve hasta bildirimi sonuçları, epistemolojik hiyerarşide yer açıyor. Bu, bilginin demokratikleşmesi mi, yoksa belirsizliğin meşrulaşması mı? Okuyucuya sorulması gereken soru tam da burada durur.
Ontoloji: Ne İyileşir?
Varlığın Katmanları
Ontoloji, “ne vardır?” sorusunu sorar. Mantar yalnızca bir patojen midir, yoksa bedenle çevre arasındaki ilişkinin bir belirtisi mi? Aynısefa yalnızca bir bitki midir, yoksa insanın doğayla kurduğu anlamlı bağın sembolü mü?
Heidegger’in “alet-varlık” kavramı, burada ilginç bir pencere açar. Aynısefa, yalnızca elde bulunan bir nesne (vorhanden) değil; kullanım içinde anlam kazanan bir araçtır (zuhanden). Onu sürdüğümüz anda, bedenimizle dünyamız arasında yeni bir ilişki kurulur.
Sistem Teorileri ve Beden
Çağdaş ontolojik modellerden biri olan biyopsikososyal model, hastalığı tekil bir nedene indirgemez. Aynısefa kullanımı, bu modelde yalnızca biyolojik bir müdahale değil; psikolojik rahatlama ve sosyal ritüelin parçası olabilir. Ontolojik olarak “iyileşen” şey belki de yalnızca cilt değil, kişinin dünyayla kurduğu temastır.
Etik: Sorumluluk Kime Ait?
Etik İkilemler
Aynısefa kullanımı masum görünebilir; ancak etik sorular kaçınılmazdır. Birine “iyi gelir” demek, hangi sorumluluğu yükler? Kantçı bir perspektiften bakıldığında, insanı araçsallaştırmamak gerekir; yani umut satmamak. Öte yandan bakım etiği, ilişkisel sorumluluğu vurgular: Karşımızdakinin acısını hafifletme niyeti de etik bir değerdir.
Güncel Etik Tartışmalar
Bugün sağlık iletişiminde “doğal olan iyidir” söylemi eleştiriliyor. Aynısefa gibi bitkilerin pazarlanması, etik sınırları zorlayabiliyor. Burada erdem etiği devreye girer: Ölçülülük (sophrosyne) ve bilgelik (phronesis). Ne abartmak ne de yok saymak.
Pratikle Düşüncenin Kesiştiği Yer
Kısa Bir Anekdot
Bir kişi, gecenin bir yarısı kaşıntıyla uyanır, banyoda aynısefa merhemini sürer ve pencereden sokağa bakar. O an, iyileşmenin hemen olmayacağını bilir; ama beklemenin de bir değeri vardır. Bu bekleme, sabrın ontolojisidir; bilginin askıya alınmasıdır; etiğin sessiz sözleşmesidir.
Uygulamaya Dair Notlar
- Aynısefa genellikle haricen ve destekleyici amaçla düşünülür.
- Cilt temizliği ve düzenli gözlem önemlidir.
- Belirsizlik durumunda uzman görüşü, etik bir tercih olarak kalır.
Sonuç: Açık Uçlu Bir İyileşme
Aynısefa mantar için nasıl kullanılır sorusu, bu denemede kesin bir reçeteyle kapanmıyor. Bilakis, yeni sorularla açılıyor: İyileşme nedir? Bilgiye ne zaman güveniriz? Doğayla kurduğumuz ilişkiyi nasıl etik kılabiliriz? Belki de aynısefanın asıl etkisi, bu soruları sormamıza vesile olmasıdır.
Bir gün, avucunuzda turuncu bir çiçeğin hayalini tutarken şunu düşünebilirsiniz: Bedenimdeki bu küçük mücadele, varoluşumun hangi katmanına dokunuyor? Ve belki de cevap, sessizce, henüz gelmemiştir.